|
>
Alevilik II
Alevilik ve Aleviler
(II) |
Yavuz'un
kirim politikasi Kanuni Sultan Süleyman döneminde son buldu mu?
Osmanli Devleti'nde Sünnilik, Yavuz Sultan Selim döneminde hilafet
ile resmiyet kazandi. Seyhülislamlik kurumu ise, Kanuni döneminde önem
kazanarak Divan'da yerini aldi. Kanuni'nin Seyhulislami olan Ebusuud Efendi'nin
fetvalari, Osmanli Imparatorlugu'nun en görkemli döneminin ilginç
taniklari oldular.
Yavuz'un kirim politikasini sürdüren Kanuni, bu politikayi,
Ramazan ayinda oruç tutmayi zorunlu hale getirmeye kadar verdirmisti.
Ebussud Efeni'nin fetvalari ile, Alevi tekkelerine gidenler, Sii olduklarini söyleyen
Kizilbaslar, ezanin çagrisina katilmayanlar, seriata lanet okuyanlar,
ramazan orucunu kisaltanlar, sarap içenler... seriat geregince öldürülüler
ya da çesitli cezalara çarptirildilar.
II. Selim, III. ve IV. Murat döneminde de baski politikasi sürdürüldü.
Ebusuud
Efendi, ne tür fetvalar vermisti?
Ebusuud Efendi'nin fetvalari, Aleviler'in ölüm fermani gibidir. Örnegin:
Soru: Kizilbas toplulugunun dine göre topluca öldürülmeleri
helal midir? bunlari öldurenler gazi, bunlari öldürürken ölenler
sehit olur mu?
Cevap:Kizilbaslar'in topluca öldürülmeleri elbette dinimize
göre helaldir. Bu, en büyük kutsal savastir. Bu yolda ölmek
de sehitligin en ulusudur.
Yeniçeriligin
kaldirilmasinin Alevilik üzerinde etkisi ne oldu?
Osmanli Devleti, özellikle Yavuz Sultan Selim zamanindan itibaren
Aleviler'e düsmanca yaklasmis, daha sonra gelen padisah ve sadrazamlar da
bu yaklasimi benimsemislerdi. Bektasi dergahina bagli Yeniçeri Ocagi'nin
1826'da Padisah II. Mahmut tarafindan kaldirilmasi, uygulanan baski politikasi
sonucu giderek kendi içine kapanan Alevi cemaatine indirilen son darbe
oldu.
Bekatsi tekkelerinin kapatilmasiyla ilgili ferman Seyhülislam Arif
Efendi'nin fetvasiyla birlikte Eylül 1826'da yayinlandi. bektasi
babalarinin çogu sürüldü. Darphane, tekke ve türbelerden
tutuklanarak, getirilen Bektasiler ild doldu. Bektasi ileri gelenlerinden Kinci
Baba, kadilardan Istanbul Agasizade Ahmet Efendi ve Hacegandan Salih Efendi idam
edildiler. Bektasi dergahlari yikildi, kitaplar yakildi, Birçok Bektasi
ileri geleni öldürüldü ve sürüldü.
Üsküdar, Eyüp, Hisar ve tüm Istanbul Bektasi tekkelerinin
60 yil içerisinde kurulan 100 kadar, içlerindeki tüm esya
ve elyazmasi kitaplariyla birlikte yakildi. Dergah postnisligine Naksibendi
seyhi Mehmet Sait Efendi atandi. Böylece kalan dergah ve tekkelerin basina
hep Naksiler getirildiler.
Aleviler,
Kurtulus Savasi'nda nasil tavir aldilar?
Aleviler, kendilerini sürekli baski altinda tutan Osmanli Devleti'nden
kalan topraklar üzerinde verilen Kurtulus Savasi'na gönülden
katildilar.
Mustafa Kemal, Milli Mücadele için desteklerini istedigi Alevi
cemaatinden büyük yakinlik gördü. Hatta bazi tekkeler Istanbul`dan
Anadolu'ya kaçmak isteyenlerin saklandigi ve barindigi yerler olarak
kullanildi. Kurtulus Savasi sirasinda olusturulan Meclis'te Alevi önderleri
yer aldi.
Aleviler,
Cumhuriyet'in ilanini nasil karsiladilar?
Çok dinli ve çok uluslu bir imparatorluk bakiyesi olan genç
cumhuriyet, devraldigi mirasin içinde sorun yaratacak kaynaklar konusunda
deneyimsizdi. Özellikle iki unsur yani din ve ulus unsuru Türkiye
Cumhuriyeti adiyla kurulan devletin içinde henüz kendi kimligini
olusturamamisti. O dönem Cumhuriyetìn kurmaylari halki Türk ve
laik kimliginde homojenlestirmeye çalisiyordu.
Imparatorluk boyunca kendi dinsel ve ulusal kimligine sahip olan unsurlardan
biri olan Aleviler, Cumhuriyet'in laik çizgisinde kendi inançlarina
has özellikler bulduklari için destek verdiler.
Atatürk Devrimleri arasinda tekke ve zaviyelerin kapatilmasi, dini
giysilerin kaldirilmasi ve ünvanlarin kullanmasinin yasaklanmasi gibi
unsurlar olmasina karsin Aleviler, desteklerini sürdürdüler. Atatürk,
Cumhuriyet kavramini laik bir temele oturtmustu. bu yüzden kendisini
destekleyen Aleviler için özel bir düzenleme getirmedi.
Osmanli döneminde gördükleri baskinin izleri anilarinda yer
eden Aleviler, buna karsin Osmanli'dan köklü bir kopus anlamina gelen
Cumhuriyet'i benimsediler. Bu benimsemeyi saglayan en önemli unsurlardan
birisi de Mustafa Kemal'in kendisi idi. Atatürk, sagligi boyunca Aleviler'in
destegini arkasinda hissetti.
Dersim
Ayaklanmasi nasil basladi ve sonuçlandi?
Bugün Tunceli adiyla bilinen Dersim bölgesinde 1930 yilinda genis çapli
bir ayaklanma oldu. Osmanli döneminde uzun yillar yurtluk ve ocaklik
olarak özerk bir sekilde yönetilen Dersim bölgesinde Tanzimat döneminde
merkezi idarenin güçlendirilmesine yönelik çalismalar
yapilmis, buna karsi da sIk sIk ayklanmalar meydan gelmisti. Yörenin dogal
kosullari ve asiretlere dayanan tplumsal yapisi, merkezi yönetimin
otorite kurmasina engel teskil etmisti.
Cumhuriyet döneminde de bölgede egemen olan asiret düzenini
dagitmak ve devlet gücünü yerlestirmek amaciyla bazi girisimler
yapildi. 1930'larin ilk yarisinda bölgede meydan gelen ayaklanmalar
bastirildiktan sonra 1435'te 2884 sayili Tunceli Vilayeti'nin Idaresi Hakkinda
Kanun çikarildi. buna göre Tunceli Vilayeti'ne askeri bir vali
atanacakti. Ayni zamanda Dördüncü Umumi Müfettis sifatini
alan valinin genis yönetsel, askeri ve yargisal yetkileri vardi. Düzeni
saglama ve gerkli gördügü durumlarda güvenlik açisindan
ilde yasayan kisileri ve aileleri il sinirlari içinde bir yerden baska
bir yere göndermeye, il sinirlari içinde oturmalarini yasaklamaya da
yetkiliydi. Olaylar, yasanin uygulanmaya baslamasiyla birlikte çikti.
Mart-Nisan 1937 arasinda olaylarin genislemesi üzerine baslatilan
askeri harekat 13 Eylül 1937 yilinda sona erdirildi. Ismet Inönü
harekatin ardindan olaylarin tamamen bastirildigini, ayaklanmacilardan 250
kisinin ölü ele geçirildigini ve 1000 dolayinda kisinin teslim
oldugunu açikladi.
Askeri harekattan sonra ayaklanmacilar yargilanmaya baslandi. 15 kasim 1937'de
biten yargilamalar sonunda ayaklanmanin önderi Seyyid Riza'nin da aralarinda
bulundugu yedi kisi idam edildi. Olaylar ancak Eylül 1938'de tamamen bastirildi.
1971-80
döneminde Aleviler ne gibi sorunlarla karsilastilar?
Alevi cemaatindeki sosyo-ekonomik degisim, o zamana kadar kendini koruyan geleneksel
degerlerde hizli bir degisime yol açarken diger yandan da sol muhalefet
ile Alevileri'in giderek bütünlesmesine karsi sagcilarin provokatif
eylem ve katliam hareketlerine baslamasina yol açti. Aleviler'in yogun
olarak ve S+nniler ile birlikte yasadiklari sehirlerde, Alevi-s+nni gerilimini
kasiyarak taban kazanma gayreti içine giren sag partilerin bu politikalari,
Sivas, Malatya, Çorum ve Kahramanmaras olaylarina neden ol.du. Kuskusuz
bu olaylarin en ciddileri, Maras katliami ile Çorum olaylaridir.
Kahramanmaras'ta
ne oldu?
Siyasal nedenlerle körüklenen Alevi-Sünni ayriliginin ilk
kivilcimi, Aralik 1978'te Maras'ta patlak verdi. 20 Aralik 1978'de kentteki
sinemalardan birinde "Günes Ne Zaman Dogacak" adli filmin göterimi
sirasinda sinemaya bomba atildi. Ardindan, "Sinemayi Alevi komünistler
bombaladi" söylentisi yayildi. Solcu olarak taninan iki ögretmen
kendilerini bombalama olayindan sorumlu tutan bir grup sagci gencin sadirisi
sonucu yasamlarini yitirdi.
23 Aralik'ta öldürülen ögretmenlerin cenaze töreni
sirasinda büyük olaylar oldu Cenazelerin getirildigi camide
bulunanlar, cenaze namazi kilinmasina karsi çikarken bir yandan da, "Cenaze
törenine katilanlarin camileri atese verdigi" söylentisi kentin Sünni
mahallelerine hizla yayildi. bunun üzerine harekete geçen silahli
ve sopali kalabalik gruplar Kahramanmaras'in Alevi mahallelerine saldirdilar.
Aralarinda çok sayida çocugun da bulundugu 100'den fazla kisi bu
saldirilar sirasinda öldürüldü. Evler ve isyerleri yikilip
yikildi.
Günlerce süren saldirilar sirasinda saldiri ve çatismalari önlemekte
yerel güvenlik güçleri yetersiz kaldi. Civar illerden gelen
askeri birlikler güvenligi sagladi. Basbakan Ecevit baskanligindaki hükümet
13 ilde sikiyönetim ilan etti. Olaylarla ilgili olarak daha sonra açilan
davada 22 kisi hakkinda idam cezasi verildi. Haklarinda ceza verilenlerin
cezalari Nisan 1991 yilinda çikarilan Terörle Mücadele Kanunu
nedeniyle ertelendi ve serbest birakildilar.
Kahramanmaras olaylarindan sonra ülkedeki Alevi ve Sünni sürtüsmesi
tirmandirilmaya baslandi. Alevi cemaatlerinin yogun olarak yasadigi Sivas ve Çorum
gibi yerlerde de gerginlik artti.
Kahramanmaras olaylari yillar boyu Türkiye'nin gündemini mesgul
edecek, tartismalar ve kirginliklari da beraberinde getirecekti. Çünkü
Maras katliaminda yapilanlar uzun süre hatiralardan çikacak gibi
degildi. Örnegin yasli bir kadinin gözü tornavida ile oyuluyor, ölü
kocasinin üzerine kapanan genç kadin biçaklanarak ödürülüyordu.
Isin garip tarafi AP, MSP ve MHP'lilere ait dükkan ve isyerlerinin hepsi
isaretliydi. Bunlarin üzerinde ya üç hilal ya Türk bayragi
ya da "Allah için savasa" türü sloganlar vardi.
Yargilamalar güvenlik nedeniyle Adana sikiyönetim mahkemesinde devam
etti. Içisleri Bakani Irfan Özaydinli, olaylar nedeniyle istifa
etti. Alevi cemaati olaylar sonrasinda Maras'tan göçetmek zorunda
kaldi.
Çorum
olaylari nasil gelisti?
Temmuz 1980 yilina gelindiginde Çorum kenti patlamaya hazir bir bomba
gibiydi. MHP Genel Baskan Yardimcisi Gün Sazak'ìn 27 Mayis'ta öldürülmesi
üzerine Çorum'da gergin bir ortam olusuyordu. Alevi ve Sünni
mahalleler arasina barikat kuruldu. Sokaga çikma yasagina ragmen çatismalar
basladi. 4 Temmuz'da Alaeddin Camisine bomba atildigi yolunda çikan söylentiler
üzerine çatismalar basladi. Alevi mahalleleri saldiriya ugradi.
Evler ve isyerleri yakilip yikildi. Itfaiye araçlari ve güvenlik
güçleri saldirya ugrayan mahlleler giremedi. Olaylarin gelismesi
üzerine Samsun, Amasya ve Kayseri'den askeri birlikler kente kaydirildi.
Ama olaylarin önü alinamadi. Güvenlik güçlerinin
geri çekilmesinden sonra çatismalar yeniden basldi. Kentte yasam
felc oldu. Resmi rakamlar göre 25 kisi öldü. Kayip ihbarlarinin
sayisi ise 100'ün üzerindeydi. Ayni günlerde saldirlarin benzeri
Sivas'ta da meydana geldi. Güvenlik güçleri olaylari zorlukla
bastirabildi.
12 Eylül
dönemi Aleviler'e ne getirdi?
12 Eylül darbesi ardindan gelen baski dönemi tüm toplumsal muhalefeti
oldugu gibi Aleviler'i de etkiledi. Bu dönemde, Birlik Partisi dahil Aleviler'in
olusturmus oldugu bütün örgütler kapatildi, yüneticileri
yargilandi. Örnegin Haci Bektas Veli Kültür Dernegi, gizli örgüt
kurmak suçundan kapatildi ve yöneticileri bölücülük
ve komünizm propagandasi suçunden yargilandilar. 12 Eylül'ün
Aleviler'e getirdigi bir olumsuzluk da, darbeci generaller ve ardindan gelen
siyasi iktidarlar tarafindan Sünniligin tesvik edilmesi oldu. Bütün
toplumsal örgütlenmelerin kapatildigi, yöneticilerinin ve üyelerinin
kovusturmalara ugradigi bu dönemde ayakta kalan ve tesvik edilen dini örgütlenmeler
giderek güçlenecek, çesitlenecek ve 1990'li yillarda artik
devletin kontrolü disina tasarak Sivas yanginina neden olacaklardi.
Sivas
olaylari nasil basladi?
Pir Sultan Abdal Senlikleri çerçevesinde bir grup aydin ve sanatçi
1 Temmuz 1993 günü Sivas'a geldi. Ateist oldugunu söyledigi için
Müslüman kesimlerin tepkilerini üzerine çeken Aziz Nesin'in
konusmasi, Sivas'ta bazi gruplarin tepkisini çekti. 2 Temmuz'da Cuma
namazindan çikan gruplar Valilik ve Kültür Merkezi önünde
toplanarak Aziz Nesin'i protesto etmeye basladilar. Biraraya gelen binlerce
insan, "Seytan Aziz", "Sivas dinsiz Aziz'e mezar olacak",
"Yasasin Seriat" sloganlari atmaya basladi. Kalabalik buradan etkinliklerin
yapildigi Kültür Merkezi'ne yürüdü. Güvenlik güçleri
toplulugu dagitmakta etkisiz kaldi. Aziz Nesin ve sanatçilarin kaldigi
Madimak Oteli'nin önüne gelen göstericiler, içeride bulunan
insanlarin disari çikmasina izin vermediler. Aksam kadar Aziz Nesin'i
protesto eden göstericilere güvenlik güçleri müdahale
etmedi. Aksama dogru sayisi daha da artan kalabalik arasindan provakaörler
oteli atese verdiler. Içeride bulunanlar disari çikamadi. Itfaiye
olay yerine giremedi. Sonuçta, 37 aydin diri diri yakildi, Aziz Nesin
dahil diger sanatçi ve aydinlar da canlarini zor kurtardilar, Yargilanan
saniklar düsük cezalara çarptirilirken Aziz Nesin'e tahrikçilik
iddiasiyla dava açildi. Üstelik sanilarin mahkemedeki tavirlari,
gazetecilere ve müdail avukatlar hakimlerin ve güvenlik görevlilerin
gözleri önünde tehditler yagdirmasi, olaya ve devletin etkisiz
kalmasina tepki duyanlarin adalete olan güvenlerini de sarsti.
Sivas
yanginin Aleviler üzerindeki etkisi ne oldu?
Sivas yangini, Aleviler'in 12 Eylül sonrasi örgütlenme
faaliyetleri için bir dönüm noktasi oldu.
Aleviler devletin kendilerini korumadigini, tersine seriat adina Türkiyece
taninan aydin ve sanatçilarin yakilmasina göz yumdugunu, dolayisiyla
devletten beklenebilecek birsey olmadigini düsünmeye basladilar.
Cezalarin azligi ve saniklarin mahkemedeki tavarilari adalete olan güvenlerini
de sarsti. Aleviler, bu durumda sadece kendi güçlerine güvenebileceklerini,
bu yüden de örgütlenmeleri gerektigini, aksi taktirde Sivas türü
olaylarin her an tekrarlanabilecegini hissettiler. *stelik tüm dünyada
oldugu gibi Türkiye'de de dini akimlar ve Islam giderek güç
kazaniyordu.
Müslüman oldugunu her firsatta vurgulayan Refah Partisi, ciddi bir
iktidar alternatifi haline gelmisti, Aleviler, Sivas olaylarindan hem büyük
yara aldilar hem de örgütlenme ve bir daha böyle bir olaya meydan
vermeme kararligini kazandilar.
Aleviler,
Sivas'tan sonra hangi olayda tekrar gündeme geldi?
Aleviler, son yillarda giderek yayginlasan ve etkinlesen bir örgütlenme
faaliyeti içine girmislerdi. Bu faaliyet, Sivas olaylari ile büyük
bir ivme kazandi. Aleviler'in yogun olarak yasadigi her yerde cemevleri açiliyor,
dernekler kuruluyor, Aleviler biraraya gelerek geleneklerini ve inançlarini
yasatma savai veriyorlardi. Bu çabalar, son zamanlarda Anadolu'nun her bölgesinden
büyük bir göç alan Istanbul gibi büyük
sehirlerde yogunlasmisti.
Istanbul'da Aleviler'in çogunlukta oldugu birçok mahalle olusmustu.
Bunlardan biri de Gaziosmanpasa semtindeki Gazi Mahallesi idi. Gazi Mahallesi,
Istanbul'un en yoksul ve oturmamis mahallelerinden biri idi ayni zamanda. Tarih
boyunca yerlesik düzenle sorunlari olmus Aleviler ile yoksulluk ve issizligin
kol gezdigi bir bölge olan Gazi Mahallesi, eskiden beri sol egilimli bir
yer olarak bilinirdi. Güvenlik güçleri ile mahalle halki arasinda
zaman zaman çesitli sorunlar da çikmaktaydi. Son olarak geçtigimiz
yilin sonlarinda Gazi Polis Karakolu'nda yasamini yitiren bir vatandas nedeniyle,
mahalleli, polise güvensizlik duyuyordu. Yani, provokasyona çok
açik bir ortam vardi.
Gazi Mahallesi'ndeki
olaylar nasil basladi?
12 Mart 1995 günü ticari bir araci gaspeden kimligi belirsiz
kisiler, Aleviler'in oturdugu bir semt olan Gaziosmanpasa Gazi Mahallesi'nde dört
kahvehane ve bir pastaneyi taradilar. Taranan kahvehanelerde bulunan iki kisi öldü.
Bunun üzerine Alevi vatandaslar sokaklara dökülerek olayi ve
iddialarina göre önünden geçen taksiyi durdurmayan polisi
protesto ediyorlardi.
Ertesi sabahtan itibaren olaya Çevik Kuvvet'in müdahele
etmesiyle olaylar bir anda çikirindan çikti. Caddelerde kurulan
barikatlar atese veriliyor, çesitli yerle küçük tüpler
atilarak patlamalar meydan getiriliyor, galeyana gelen halk oradan oraya
saldiriyor, arabalar atese veriliyordu. Istanbul'un birçok bölgesinden
gelen Aleviler'in katilimi ile ortam iyice geriliyor, polisin saldirgan tutumu
da bu gerlimi arttiriyordu. Polis, protestoya atesel karsilek verince, olaylar
kontrolden çikiyordu.
Gazi Mahallesi'nde iki gün boyunca süren olaylar, ardinda 18 ölü
ve birçok yarali birakti. Üstelik, Istanbul'un diger bir Alevi
mahallesinde, Ümraniye'de de Gazi Mahallesi'ndeki olaylari protesto
edenlere polis müdahale etmisti. Burada da 5 ölü vardi.
Olaylar durdu ama Alevi kesiminde açilan yara sarilamadi. Ancak Aleviler,
yine de varolan siyasi-kültürel ortamden yararlanarak örgütlerini
gelistiyor ve taleplerini dile getiriyorlar.
Aleviler,
su anda ne tür örgütler içinde yer aliyorlar?
Aleviler'in en önemli örgütleri, Hacibektas ile büyük
illerde bulunan Haci Bektas gernekleri, Pir sultan Abdal dernekleri, Semah Kültür
Vakfi ile Alevi köy ve sehirlerinin yardimlasma ve dayanisma dernekleri.
Bütün bur dernek ve vakiflar, Alevi dergah ve tekkelerini yasatan
koruyan, Aleviler'in cemevleri açmalarina olanak saglayan örgütler.
Bu örgütlerin ve ileri gelen Aleviler'in olusturdugu Alevi Temsilciler
Meclisi, Aleviler'in örgütsel birligini saglayarak yüzyillardir
pesinden kosulan bir hayali yerine getirmeye çalisiyor, Sivas yanginindan
sonra, özellikle SHP'nin edilgen tavri üzerine bir Alevi partisi kurma
fikri tartisildi ise de artik bu düsünce pek ragbet görmüyor.
Onun yerine Aleviler'in birligini saglama düsüncesi daha agir basiyor.
Avrupa'daki
Alevi örgütleri etkin mi?
Avrupa'da 1960'li yillardan beri Anadolu'dan çalismak için giden
500 bin civarinda Alevi oldugu tahmin ediliyor. 1960'li yillarda isçi
dernekleri olarak kurulan Alevi dernekleri, bugün, özellikle de Sivas
yanginindan sonra 100'ü geçen sayida Alevi isimli dernege dönüsmüs.
Bu dernekler, Avrupa Aleviler Birlikleri Federasyonu adi altinda tek çatida
örgütlenmisler ve etkin çalismalar yapiyorlar. 1993 yilinda
Köln'de yaptiklari Sivas'i protesto mitingine 50 bin kisi katilmis. Bunun
disinda yayin falliyetinde bulunuyorlar ve Türkiye'deki derneklere yardim
ediyorlar.
Aleviler
ne talep ediyorlar?
Her seyden önce, inançlarini serbestçe yerine
getirebilecekleri bir ortam talep ediyorlar. Bunun için de okullarda din
dersinin zorunlu olmaktan çikartilmasi ve Diyanet Isleri Baskanligi'nin
yeni bir yapiya kavusturulmasini veya kaldirilmasini bekliyorlar. ama en önemlisi,
hem kendileri için, hem de herkes için demokratik ve baris içinde
bir yasam istiyorlar.
Bu topraklar üzerinde...
|